Yeter! Her Gün Biraz Daha Genleşiyoruz

2011-01-31 16:48:07

Bu kitap, geleceğin nasıl olacağına dair itimalleri irdelerken, bir taraftan da DNA'nın keşfiyle yaşanan devrimin mahsullerinden yararlanırken, muhtemel kötü sonuçlarından nasıl kaçınabileceğimizi açıklıyor. Kitap, günümüzün teknoloji toplumunun yüzleştiği birçok temel soruyla yüzleşmektedir. Yeterince güç elde ettiğimize kani olacak mıyız? Bir çizgi çekebilecek ve 'Bu bize uzak ve gereksiz' diyebilecek miyiz? McKibben bu sorulara evet yanıtı veriyor ve ancak hayatımızın gerçek anlamını keşfederek insan kalabileceğimizi savunuyor.

McKibben kaleme aldığı kitabın serüvenini şöyle özetliyor;

"Bu kitap 2003 yılı Ağustos ayı itibariyle baskıya giderken, dünya hâlâ Raelian UFO hareketinin, ilk kez insan klonladıkları haberinin doğru olup olmadığını aksi takdirde bunu bilim adamlarının mı başaracağını anlamaya çalışıyor. Aslında, bu işi evvela kimin yapacağı önemli değil, mesele ondan sonrasının ne olacağı. Klonlamayla başlayacak hadiseler, elinizdeki kitapta açıklanan özelliklere sahip yeni tür insanların kol gezdiği 'insanötesi'(posthuman) dünyaya açılan bir kapının habercisi mi olacak? Yoksa, böyle sinsi ve zararlı uygulamalarla dolu bir geleceği engellemek için bizleri bir araya gelmeye ve mücadeleye mi sevk edecek?

Söz konusu teknolojiler o kadar tuhaflar ki, onların üstesinden gelmeye gönülsüz olduğumuzdan kendi yollarını çizmelerini bekleme eğilimindeyiz. On beş yıl önce bitkiler ve hayvanlar üzerinde yapılan genetik deneyler yalnızca laboratuar ortamıyla sınırlıydı ve o yıllarda insan genetik mühendisliği ancak uzak bir ihtimal olarak görülüyordu. (1997 de ilk kopya canlı olan Dolly dünyaya geldiğinde, bazıları insanın da kopyalanabileceğini söylemişlerdi.) Nanoteknoloji ve ileri düzeyde robotikler o zamanlar bilim kurgu sayılıyordu. Şimdiyse bu teknolojilerin giderek geliştiğini biliyoruz fakat hâlâ yeni ve kafa karıştırıcılar. Bu nedenle ilk olarak mahiyetlerini ve dünyayı tam olarak nasıl değiştirebileceklerini araştıracağız.

Daha sonra kontrol altına alınıp alınamayacaklarını, kontrollerinin hangi usullerle mümkün olacağını araştıracağız. Teknoloji hakkında eleştirel bir yazı kaleme almanın tehlikelerinden biri, yazarın bir makine düşmanı olarak algılanması olasılığıdır. Oysa bu, her gece yüzü kızarmış ve başı dönerek bardan ayrılan birini içki yasağı taraftarı olarak suçlamak kadar aptalca ve inandırıcılığı olmayan bir ithamdır. Eğer söz konusu teknolojiler sınırlandırılırsa halihazırda karşı karşıya bulunduğumuz bazı sorunları çözmede bize yardımcı olabileceklerini göstermeye çalışacağım. Ayrıca bir dizi temel soruyu da ortaya koyacağım: Teknolojik düzeyimiz yeterli değil mi? En azında batı dünyasında hayat yeterince konforlu değil mi? Bunlar kolay sorular değil, cevaplanmaları için açlık, yoksulluk ve hastalık gibi meseleler üzerinde ciddi biçimde düşünmeyi gerektiriyorlar. Bu soruların cevapları kendimizi yönetmeyi gerçekten isteyip istemediğimizi anlamamız için çok önemli olacak.

Teknolojiyi eleştiriye açmanın bir diğer sakıncası ise insanların bu tartışmaları önemsiz saymaları ve söylenen tüm sözlere rağmen yeni teknolojilerin ge¬liştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünmeleridir. Şu var ki, cin henüz tamamen şişenin dışında değil. Hatta Rael ve meslektaşları bile insanın geleceği hakkında kesin bir karara varmadılar. Yani bu teknolojileri sınırlamak ve cini içeri tıkmak için hâlâ zamanımız var, tabi eğer istersek. Bu kitap söz konusu meseleleri değerlendirirken güçlü argümanlardan yola çıkmaktadır. Şimdiye dek birkaç bilim adamı, filozof ve ideologla sınırlı olan tartışmaların geniş kitlelere yayılması ve sesinin yükselmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, gerçek ya da yalan, klonlama meselesi bu tartışmanın dikkate alınmasının vaktinin geldiğine işaret etmektedir.

Sanıyorum, bu tartışmada bahisler oldukça yüksek fakat hiçbir şey insan olmanın anlamından daha değerli değil. Sınırsız bir güç mü elde etmeliyiz? Yoksa 'Yeter' diyebilir miyiz ya da demeli miyiz?"

Kapat